? Beni Hatırla

2009 Güz ve Kış Filmleri

Zeynep Özen 02.09.2009

Yaz dönemi, her zaman olduğu gibi, bir kaç iyi yapım dışında soluk geçti. Vizyonun canlanması için sonbaharın hafifçe kapıyı aralaması yetti. Eylül ayında hafif bir kıpırdanma sezilse de, asıl uyanış Ekim ayında olacağa benziyor. Bununla birlikte sonbahardan kışa geçerken, vizyon epey canlanıyor ve kış bizi yolunu gözlediğimiz filmler ile birlikte karşılıyor. Soğuk kış günlerinde sinemaya gitmek kadar güzel bir aksiyon var mıdır diye düşünüyor ve “yaşasın kış” diyoruz. Şimdi gelecek programdaki yabancı yapımlara hızlıca bir göz atmaya ne dersiniz?

Avatar

Şüphesiz gelecek vizyonun en merak edilen yapımı Avatar. Pandora adlı gezegende mistik güçlere sahip Na’vi kabilesi ile insanların mücadelesini izleyeceğimiz Avatar’ın gösterimi Aralık ayında gerçekleşecek. James Cameron’un sinema dünyasının kendisini revize etmesine neden olacak Avatar filmi, sinemalarda 3D olarak da izlenebilecek. Motion Picture ile 3D tekniklerini bir arada kullanan Avatar, bambaşka bir sinema deneyimi yaşatacak.

Gelecek programın bir diğer ağır topu ise Martin Scorsese’in Shutter Island filmi. Başrolünde Leonardo DiCaprio ve Mark Ruffalo’nun yer aldığı film, aynı zamanda bir Dennis Lehane uyarlaması. Polisiye türünün gizem sularında gezindiği Shutter Island, özellikle akıl hastanesi temasını kullanan filmler için de iyi bir örnek oluşturacağa benziyor. Filmde, akıl hastanesinde gerçekleşen bir kayıp olayını araştıran iki dedektifin gerilimle karışık hikayesini izleyeceğiz. Fragmanı ile daha da ilgimizi cezbeden filmin meraklılarına müjde: Shutter Island 23 Ekim’de vizyonda.

Önümüzdeki aylarda gösterime girecek filmler arasında korku ve bilim kurgu sinemasının ayrıcalıklı bir yeri olduğunu görüyoruz. Tarihi kesinleşmiş korku filmlerinden en çok dikkat çekenler Orphan, Pontypool ve Saw 6. Şeytani çocuk temasının yeniden canlandığı bir yıl olan 2009’da iki yeni Hollywood yapımı sinemalarımıza konuk oluyor. Rene Zellweger’in başrolünde yer aldığı Case 39 ve çok yakında izleme şansını bulacağımız Orphan, bizi yerimizden sıçratmayı planlayan korku filmleri arasında. Evlat edinilen Esther’in Coleman ailesine yaşattığı gazabı izleyeceğimiz Orphan’ın eleştirmenler tarafından ilgiyle karşılandığını, beğenenlerin beğenmeyenler kadar fazla olduğunu belirtelim. Bakın Orphan ile ilgili eleştirmenler neler diyorlar:

Orphan

“Çok da gerekli olmayan yerlerde yaptığı birkaç güzel hareket ve etkileyici bir twist hareketiyle ortalamanın üstüne çıkıyor.”
Peter Whittle, Sunday Times (UK)
“Biraz fazla uzun olmasına karşın, film gücünü korkuyu tırmandırmasından ve bizi dikkatli bir şekilde şok edici gerçeğe hazırlamasından alıyor.”
Philip French, Observer [UK]
“Tahmin edilebilir, herşey gözün önünde ortada, ama buna rağmen eğlenceli.”
Kim Newman , Empire Magazine
“Eğer kolayca etki altında kalmıyorsanız, Orphan’da çok eğleceneksiniz. Böyle ustaca yapılmış korku filmleri ile çok sık karşılaşmıyoruz. Bu sene Orphan’dan daha iyi bir korku filmi bulamayabilirsiniz.”
Toby Young , Times [UK]
“Isabelle Fuhrman Esther olarak filmin en güçlü malzemesi, ancak öykü şeytani çocuk temasından başka herhangi bir merkezi tezden yoksun.”
Jason Di Rosso , MovieTime, ABC Radio National

Korku filmlerinden konu açılmışken sürpriz bir bağımsız yapım da sinema salonlarında seyircisini bekliyor. Geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali’ne konuk olan ve en özgün zombi filmlerinden biri sayılan Pontypool, Eylül ayında sinemalarımızı renklendirecek. Felsefi bir korku filmi olarak da tanımlanan Pontypool ile ilgili eleştirmenlerin çoğu olumlu düşüncelere sahip. İşte onların neler düşündüğüne dair bir kaç örnek:

Pontypool

“Düşük bütçeli bu klostrofobik korku filmi, küçük bir karanlık ziyafet sunuyor.”
Stephen Whitty, Newark Star-Ledger
“Sadece konuşma ve neredeyse hiç aksiyonun olmadığı bir korku filmi mi? Pontypool bu riski düşündüğünüzden çok daha iyi kullanıyor.”
Elizabeth Weitzman, New York Daily News
“Küçük ölçekli bir Kanada yapımı olan Pontypool, kendi bütçesinin çok üstünde bir iş çıkarıyor.”
Stephen Holden, New York Times
“Dilbilimci Noam Chomsky tarafından yazılmış 28 Gün Sonra filmi gibi...”
Lisa Schwarzbaum, Entertainment Weekly

Saw 6 gibi kanlı slash filmlerden hoşlananlar Ekim ayının sonunu beklemek zorundayken, aksiyon severler bekledikleri filmlere daha önce kavuşabilecekler. Bruce Willis’in bilim kurgu filmi Surrogates ve animasyon G-Force yeni vizyonun iki farklı aksiyon filmi. Surrogates’in fragmanından anladığımız, Minority Report ve I, Robot gibi bilimkurgu ile polisiyeyi harmanlayan sıkı bir aksiyon filmi olacağı. Casus hamsterların dünyayı kurtardığı G-Force ise, daha çok çocukları hedefleyen bir macera. Çocuk izleyici kitlesine seslenen G-Force’un Türkiye’de iyi bir gişe yapacağı şimdiden tahminlerimiz arasında. Buna rağmen film yetişkin izleyiciye seslenmeyi pek başaramamış gibi. Neden mi? Eleştirmenlerin filmi beğenme oranı ancak yüzde 24’le sınırlı kalmış. Bakın film ile ilgili neler demişler:

G-Force

“Filmdeki hayvanlar insanlardan çok daha gerçek görünüyor. Komedi ise fazlasıyla sevimli ve zorlama.”
Philip French , Observer [UK]
“Bu filmi izlemeniz için gerçekten bir neden yok. Eğer bir hamster ile vakit geçirmek istiyorsanız, en yakındaki evcil hayvan mağazasına gidin. Bu çok daha ucuz ve eğlenceli olur.”
Jeffrey Lyles , Gazette (MD)
“G-Force hızlı ilerleyen aksiyonu, esprili senaryosu, sevimli karakterleri, müthiş aksiyon sahneleri ve mükemmel görsel efektleri ile oldukça eğlenceli.”
Matthew Turner , ViewLondon
“ Alvin And the Chipmunks, Michael Bay tarafından yönetilse nasıl olurdu, onu düşünün.”
Christopher Tookey, Daily Mail [UK]

G-Force’da beklediğini bulamayanları ise “banko” denilebilecek bir film bekliyor. Pixar’ın Cannes Film Festivali’nde açılış yapan Up filmi en katı kalpleri yumuşatacak, en gülmez yüzlere taze bir tebessüm verecek bir animasyon olarak duruyor. Yaşlı bir baloncunun hayatının macerasına çıkmasını anlatan Up, şimdiden Pixar’ın en iyi filmi olma mertebesine ulaşmış durumda. Uzman görüşleri de bu yönde:

Up

“Film sevimli esprilerle ilerliyor, bunlardan bir kısmı izah edilemez şekilde muzip.”
David Denby, New Yorker
“Up anlatısal yaratıcılığı ve sürprizlerinin derinliği kadar, ertelenmiş düşler ile gerçekleşmiş hayaller arasında kurduğu dengenin tematik keskinliği ile de kendisini sevdiriyor. “
Todd McCarthy, Variety
“Pixar bir kez daha mükemmelik çıtasını yükseltiyor.”
Michael Rechtshaffen, Hollywood Reporter
“Mizah ile duyguları birleştiren Pixar’ın en dokunaklı ve en etkileyici çalışması.”
Richard Corliss, TIME Magazine
“Mükemmele çok yaklaşmış olan Up, mizahın, hüznün, aksiyonun ve dramanın heyecan verici bir kombinasyonu. Son derece orijinal, biteviye yenilikçi, yaşlısından gencine herkesi yakalama becerisine sahip. Up, Pixar’ın belki de şimdiye kadarki en iyi filmi. “
Chris Tilly, IGN Movies UK

Önümüzdeki vizyonda bizi bekleyenler arasında tüm zamanların vazgeçilmezleri olan romantik komediler de yer alıyor. Katherine Heigl- Gerard Butler mı istersiniz, yoksa Joseph Gordon-Levitt- Zooey Deschanel’dan mı buyurursunuz veyahut Apatow tarzı bir romantik komedi mi alırsınız? Herkesin zevkine göre bir romantik komedi bulabileceği önümüzdeki sezonda Ugly Truth, 500 Days of Summer ve Funny People sizleri bekliyor. İş yaşamındaki kadın ve erkeğin misyonları üzerine eğlenceli bir yapım olduğu söylenen Ugly Truth eleştirmenlerin gözüne girmeyi başaramasa da, ikilinin arasındaki elektrik beğenilmiş. Kendilerine ait ilginç mizah anlayışları ile herkesten ayrılan İngilizlerin eleştirmen tayfası ise filme biraz daha kuşkuyla yaklaşıyorlar:

Ugly Truth

“Heighl ve onunla başrolü paylaşan Gerard Butler’ın performansları her ne kadar iyi olsa da, film daha önce gördüğümüz, aslında daha iyilerini izlediğimiz aynı tarzın bir tekrarı.”
David Edwards, Daily Mirror [UK]
“Sonuçta bu yapay silüetlerin bir araya gelmesini isteyeceksiniz. “
Toby Young , Times [UK]
“Aslında Heighl ile Butler arasında ateşleyici bir kimya var: Filmin bir çeşit oyunbozan gibi bunu boşa çıkardığına tanık oluyoruz.”
Catherine Shoard , Guardian [UK]
“Film aşırı derecede tedirgin edici. Yetişkin mizahı yapma çabaları ise felaket şekilde hatalı düşüncelere sahip. “
Tim Nagle , Sunday Times (UK)

Ugly Truth’un klasik bir romantik komedi olduğunu düşünenler, aradıklarını büyük ihtimalle vizyona giren  sürpriz bir filmde bulacaklar. Bu yılın en şaşırtıcı filmlerinden biri olan 500 Days of Summer, Ekim ayında vizyona çıkıyor. Aşka inanmayan Summer ve ona sırılsıklam aşık olan Tom’un hikayesi başta sıradan bir gençlik filmi gibi gözükse de, 500 Days of Summer oldukça özgün bulunuyor:

500 Days

“Aşık olmak mı aşkı kaybetmek mi? Film bu tarz durumlar için onarıcı bir ilaç gibi.”
Bruce Demara, Toronto Star
“500 Days of Summer, Facebook kuşağının ilk gerçek romantik filmi.”
Rob Thomas, Capital Times (Madison, WI)
“Bu film hiç ummadığınız bir sinema sihrine sahip.”
Tom Long, Detroit News
“500 Days of Summer nadir rastlanan bir seyir: Orijinal bir romantik komedi.”
Michael Ordoña, Los Angeles Times
“Annie Hall bir önceki kuşak için neyse, 500 Days of Summer da o; (film) çağdaş romantik duyarlılığın en iyi çiftlerinden birini yakalıyor.”
Claudia Puig, USA Today

Adam Sandler’ın yine farklı bir rolle karşımıza çıkacağı Funny People ise Kasım ayında karşımıza çıkacak. Komedyenler üzerine bir komedi olarak da nitelenen Funny People, yine Apatow tarzı bir güldürü olarak kimimizi yalnızca gülümsetirken, kimimizi kahkahaya boğacak. Daha çok ironilerle ilerleyen filmin bir de yıldız konuğu var. Sürpriz için biraz daha bekleyelim ve film hakkındaki eleştirilere bir göz atalım:

Funny People

“Funny People ile Apatow (ve elbette Sandler), Kaza Kurşunu ve 40 Yıllık Bekar’dan tamamıyla farklı olarak daha derine iniyor ve dokunaklı bir iş ortaya çıkarıyor.”
Rebecca Murray, About.com
“Funny People içinde komedyenlerin yer aldığı bir drama.”
Linda Cook,Quad City Times (Davenport, IA)
“All That Jazz tarzı komedileri yeniden düşündüğümüzde, Judd Apatow’un Funny People’ı bu yılın en sürükleyici filmine dönüşüyor.”
Kyle Smith, New York Post
“Funny People mizah ve hayal kurmayı zekice serpiştiriyor. Film, Judd Apatow’un alemeti farikası olan dobra mizah anlayışı ile ölüm, şöhret ve yaşamdaki seçimler hakkında zihnin bir geviş getirme hali.”
Claudia Puig, USA Today
“Filmdeki iyi bölümler gerçekten iyi, ancak Apatow her zamanki gibi akıp giden bir ritim tutturamıyor. Film iyi bir fikirden diğerine doğru sendeliyor, iki buçuk saat boyunca sürüncemede kalan filmin uzunluğu vasatlık içinde idare ediyor.”
Jonathan F. Richards, Film.com

Gelecek programdaki bu filmlerin dışında bir de yolunu gözleyip de henüz vizyon takviminde yerini almayanlar var. Bunların başında Twilight Saga: The New Moon, Prince of Persia: The Sands of Time, 2012, District 9, The Imaginarium of Doctor Parnassus ve Jennifer’s Body gibi filmler geliyor. Önümüzdeki günlerde vizyona ne zaman gireceğini öğreneceğimiz bu filmleri dört gözle bekliyor, herkese iyi seyirler diliyoruz.

Yorumlar

Yorum Yaz
bir kaç film dışında pek parlak bir kış olmadı bu tarihte
+ 1 Oy
Pixar’ın Up Filmi Oscarlık gibi duruyor. Avatar'ı da merak ediyorum zaten. Şuanlık oscar yarışına hazırlanan bir film gözüme çarpmadı.
-3 Oy

Ad Soyad :
Email :
Ziyaretçi
x

Film.Com.Tr Kayıt

Yorumlarda sadece rumuzum gözüksün.
x

Şifremi Unuttum