- film.com.tr
- Arşiv (2010)
- Bir Zamanlar Anadolu’da (film)
- Yapım Yılı
- 2010
- Gösterim Tarihi
- 23 Eylül 2011
- Süre
- 150dk
Oyuncular
- Muhammet Uzuner
- Doktor Cemal
-
Yılmaz Erdoğan
- Komiser Naci
-
Taner Birsel
- Savcı Nusret
- Ahmet Mümtaz Taylan
- Şoför Arap Ali
- Fırat Tanış
- Şüpheli Kenan
- Ercan Kesal
- Muhtar
- Erol Eraslan
- Cinayet Kurbanı Yaşar
- Yönetmen
-
Nuri Bilge Ceylan
- Senarist
- Bora Gökşingöl
-
Nuri Bilge Ceylan
- Yapımcı
- Zeynep Özbatur Atakan

Bir Zamanlar Anadolu’da
Once Upon a Time in Anatolia
Kasabalarda hayat, bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. Her tepenin ardında "yeni ve farklı bir şey" çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar...




filmde yılmaz erdoğan'ın olması benim için ayrıca bir izleme nedenidir.
artık gelsede izlesek.
Listede yeralan diğer rakiplere nazaran Buri Bilge Ceylan'ın bu ödülü alması tamamen bir mucizeye bağlı olsada kendisine ve ekibine bol şans dielemekten başka elden birşey gelmiyor.
Türkiye'den Oscarlık film çıkmaz. Hem bazı yönetmenlerin tarzları (NBC gibi) Akademi'ye uymuyor, hem de bu yönetmenler dışındaki yönetmenlerin kotardıkları filmlerde hep çok eksik oluyor (Güneşi Gördüm gibi).
ülkemiz bu yapı taşlarıyla örülmüş bir film çıkardı, çıkardı... çıkaramadı gerçekten işi çok zor OSCAR'larda.
o 5 filmde olsa bile bana yeter. Biutiful konusuna %100 katılıyorum. Ayrıca akademi son yıllarda yabancı film oscarını çok saçma filmlere veriyor. Asla NBC'nin filmini küçümsemiyorum ama belki o zayıf rakiplikten favori olabilir.
Bilge Ceylan sineması, genel geçer seyirci kitlesi için her zaman ağır olmuştur. Seyirciyi sıkar, çünkü genel geçerden kasıt; illa ki içinde müzik, illa ki içinde aksiyon ve illa ki senaryoyu kendilerine filmin anlatacağı filmleri izleyen bir kitleden bahsediyorum. Ama bu, başka. Bu, çok ayrı bir noktada. NBC'nin bile kendini aşıp çok önemli bir noktaya geldiği bir film Bir Zamanlar Anadolu'da..
Entel, elit kelimeler kullanmayı sevmem. Kullananı yolda görsem kafa göz dalarım. Eğer bu hayvanlıksa, yaparım. Kendinin bile anlamayacağı, daha 2 gün önce 40 yıllık eleştirmenin dilinden duyduğu marjinal kelimeyi 5 katlı apartman dairesinde 17 inç tüplü monitöründe bize satmaya çalışanlar modern yobazlardan başka birşey değillerdir. Onun için bu yazı, olabildiğince samimi şekilde olacak. Beğenmeyen okumayabilir, zaten kaç kişi okuyacak ki ?
Neyse.. Coenlerin kara mizahı bildiğimiz üzere olabildiğince ciddiyetten uzak, yer yer de saçmadır. Aslında bu biraderler bize bu türün gerekliliği olan "gülmeyin işte, ciddi birşey anlatıyoruz" derdini çok güzel anlatırlar. NBC'de bu yolu tercih etmiş aslında. Komik olmayan olaylar haddinden fazla ciddidir. Ama güleriz işte, komiktir. Cinayet sonrası, ilgisiz bir polisin saçma sorgusundan sonra (tümevarımlar ile vardığım sonuç), yakalanan veya kendini yakalatmış suçluların öldürdüğü kişinin cesedi aramaya çıkıllır, Anadolu'nun ücra bir köşesinde, gecenin bir yarısı, Allah'ın terk ettiği topraklarda, bir zamanlar..
Şöyle de bir durum var aslında. NBC sinemasındaki sıkıcılık (ki nedense ben rastlamıyorum) bu filmde kırılmış.. Ki şöyle iğrenç yaftalar da vurulabilir bu filme. “İçine komedi koymuş, NBC tipi Recep İvedik olmuş”, “Ciddi bir olayın suyunu çıkarmış, sekansları olmadık yere uzatmış”.. gibi saçmalık kokan yorumlar. Bunları görüyorum, inanırmısınız bilmiyorum ama evet, görüyorum. Yerin dibine giriyorum açıkçası, ya bu kadar kalın kafalı düşünebilen insanlarımız var mı? Bu kadar sinemaya kör gözle bakabilen, alt metinlerdeki anlamları içine sindiremeyen sıradan bir seyirci kitlesi var mı ? Tabi ki var ama, yiğidi öldüreceksin ama hakkını da yemeyeceksin. 3 yıl boyunca çalışılmış (1 yıla yakın pre-production, 6 ay çekim, 1,5 yıl post-production). Filmi eleştirenlere onlar gibi düz bir hesap yapacağım. Bir insan, bir ekip, tam 3 sene boyunca vur patlasın çal oynasın dolaşmış, filmi de 1 günde mi çekmişler ? Ya bu adamlar 3 sene boyunca ne için uğraşmışlar ?
Azıcık İngilizcesi olanlar bile girerler yabancı kritikleri okurlar. Cannes çıkışı herkesin ağzında “Altın Palmiye bunun olacak”, “Başyapıt”, “Göz Kamaştırıcı” gibi unvanlar dolaştı be ! İnterneti gereksiz facebook, twitter saçmalıklarıyla harcayacağınıza araştırın, görün.. Bizim sinemamızı Avrupa’da nasıl ama nasıl övüyorlar.. Nasıl yere göğe sığdıramıyorlar.. Açın bakın. Kotanızı gereksiz “videolar” ile dolduracağınıza yapın bir kez.. Belki birşeyler kaparsınız, seviye atlarsınız ! Gene neyse.
Jandarma arabasının aydınlattığı başakların hışırtısı, Arap ve Doktor'un, hayatın ne kadar kısa ve bize verdiği değerin ne kadar az olduğunu konuşması, Komiser Naci'nin fütursuzca Kenan ile cesedi aramaya koyulması.. Adı üzerinde, bir zamanlar.. Değersiz, sıradan bir hikaye aslında. Ama NBC, bu kadar az malzemeyi öylesine müthiş kullanmış ki, belki de en az maliyetle çekilen en muhteşem filmler listesine kafadan giriş yapar. Hatta bana göre çoktan ama çoktan 1. sırada. Gene minimalist ögeler silsilesinde, onları bir sanatsal eser yapmayı çok iyi biliyor bu adam. Onun sinemasının da şu ana kadar verdiği en iyi örnek bence.
Kuralları harfi harfine uygulayan komutan mı ararsınız, olay yeri incelerken karısından azar yiyen Naci'yi mi, Savcı Nusret ve Doktor Cemal'in kaybettiği hayatlar hakkında kritiğe oturmaları mı .. Herkes var bu filmde, her türlü hayat var. Her türlü hayatın birebir yaşanmışlığı var. Bu monotonluk maratonunda yeni birşey olur mu edasında herkes, ama gene aynı köy, gene aynı yol, gene aynı ağaçlar, topraklar, sebiller.. Buraların kaşarlanmış Naci’si, doktora “aklın varsa kaç oğlum” diyor, Cem Yılmaz’ın GORA’da dediği gibi. Kötü bir benzetme oldu ama, yaşanacak hiçbirşey yok. Belki bu cinayette hayata trajik bir renk gelir dediler, o da olmadı işte. Tekdüzelikten kurtulamayan hayatları anlattığını biliyoruz NBC’nin. Ama bu sefer o minimalistlikten kendini başka bir boyuta taşımış.
Kotardığı harika kara mizahı, sakladığı müthiş gizem unsurları ve yarattığı polisiye teması ile (NBC tarzında) açıkçası uzun süre sinemaya gelemeyecek kadar müthiş bir başyapıt bu film. Açıkçası The Tree of Life filminden 1 gömlek üstün, ondan daha çok vuruyor insanı tam G noktasından. Kazansın veya kazanmasın yabancı film Oscar'ını, umrumda da değil. Ama şunu söylemekte fayda var. Böylesine bir film, sinemamıza uzun süre gelmeyecek. NBC, uzun süre böyle bir film yapmayacak. Değerini bilin, gidin, izleyin.
10/10
- anadolu'da günlük hayatta büyük olan 'küçük meseleler'
- asker-polis sürtüşmesi
- memurların amirlere 'arkadan' yaklaşımı
- ümit-pişmanlık-aşk-hasret-ikiyüzlülük
ve daha bir sürü konu, hikayenin doğal seyri içinde, zarifçe işlenmiş.
tavsiye olunur efendim...
http://blogs.indiewire.com/theplaylist/review-once-upon-a-time-in-anatolia-a-masterful-slow-burn-epic
Filmin atmosferi en başta büyük bir artı. Ceylan zaten karakterlerin bulunduğu mekanı bütününe göre çekip, daha sade bir biçimde yansıtmayı seviyor. Örneğin karakterler kameradan uzak olmasına rağmen sesleri yakında olduğu kadar net duyuluyor ve bu sayede kamera en tepede bütün bir mekanı almayı başarıyor. Ceylan çok iyi düşünmüş. Filmin havası, ışıklandırmaları, mekanları gerçekten çok etkileyici. Senaryosu ise nerden başlasam bilmiyorum. Aslında işlenen bir cinayetin hangi mekanda gerçekleştiği hatta daha doğrusu öldürülen şahsın katil aracılığıyla nereye gömüldüğünü bulmakla geçiyor. Bir yol filmi desek doğru olur. Oyunculuklar şahane! Yılmaz Erdoğan döktürmüş. Taner Birsel her zaman ki gibi çok iyi. Muhammet Uzuner'de gayet görülmeye değer bir oyunculuk çıkarmış. Ama şimdiden söylüyorum, bu tarz filmler seyretmeyenler için çok sıkıcı bir film olacağı kesindir. Ben durgun ve ağır ilerleyen filmleri izlemeye alışkın olduğum için bu konuda bir sorun yaşamadım aksine çok sürükleyici geldi. Filmin bana yaşattığı his çok farklıydı. Bitince inanamadım. Vay be! dedim. Türk Sineması'ndan bu kadar mistik ve gizem dolu mükkemmel bir film çıktı ya artık ölsem de gam yemem :) Yılın en iyi filmlerinden birisi. Mistik ve anlatılamayacak bir havası var. Çekim tarzı olsun, diyaloglar olsun gerçekten film size her yönüyle bir etki bırakmayı başarıyor. büyük bir Ceylan yapıtı! Sakın kaçırmayın. bu arada dramadan bile aksiyon-macera bekleyen patlama hayranı genç kitleye hitap etmez ona göre. Tam bir Sanat Filmi.
10/10
insanı sinir ediyor bu yobaz görüşlü akademi üyeleri.
Yılmaz erdoğan'ın bir gösterisinde dediği gibi.. -NE VAR LAN Bİ KERE ALSAK!
Oyunculuklara da değinmeden olmaz. Birbirlerinden farklı stillere sahip oyuncuları biraraya getirip hepsinden etkileyici performanslar alıyor NBC. Herkes döktürüyor filmde. Fırat Tanış çok az diyaloglu rolünde, Muhammet Uzuner, Taner Birsel ve Ahmet M. Taylan epey iyiler. Ama şimdiye dek sadece kendi filmlerinde rol alan ve hep komedyenliğini sergileyen Yılmaz Erdoğan daha bir iyi sanki. Siyad'ta adaylığı M.Uzuner'den daha fazla hak etmiş. Ki Cem Yılmaz'ın Av Mevsimi ile hakkının yendiği gibi Erdoğan'ın da yenmiş bana göre.
Bu arada eğer bulunursa Altyazı ile beraber verilen Kurgu Günlüğü'nün okunmasını tavsiye ederim. Çekimlerin nasıl ilerlediği, ne kadar zorluk yaşadıkları bu günlükte bir bir anlatılıyor NBC tarafından.
Son olarak Oscarlarda hakkının yendiği bir gerçek. Ama sorun edilmemeli. Zira Cannes, Oscarlar'dan çok daha kaliteli bir ödül töreni. Cannes'dan ardı ardına ödül almak, ardı ardına Oscar almaktan çok daha sevindirici benim için. Aşağıya ekleyeceğim linkte bu "Oscar Macerası"na uzun uzadıya değinilmiş, okunmasında yarar var. NBC'nin neden ilk ona giremediği üzerinde duruluyor yazıda. Bir de şu smokin-hırka tartışmasının anlamsızlığına da. Yazıdan bir alıntı (Hıncal Uluç da tartışmaya katılmış. Sinemadan hiçbir şey anlamayan/anlamak istemeyen birisinin böylesi sığ tartışmalara katılması da pek normal. Arka Pencere'nin bu hafta dağıtacağı Altın Kestane'yi 3.kere alması temmenimle):
"Cannes’da takım elbise papyon, Siyad ödül töreninde hırkayla… haberleri için en kısa haliyle şöyle denebilir: Siyad ödül törenine kendisi olarak gelmiş, Cannes’da kendisi olmadığı haliyle katılmış."
http://www.odatv.com/n.php?n=nuri-bilge-ceylanin-oscara-gidememesinin-nedeni-corumcadir-2301121200
Kısacası Uzak da dahil şimdiye kadarki en iyi Nuri Bilge Ceylan filmi.Bugüne kadar çektikleri içindeki en başarılı cast.İzlenmeye değer, iyi bir film olmuş.Ödülü haketmiş.
ayrıca filmlerde bizi araplara benzetirler.bizde kendi filmlerimizde inatla araplara benzeyen adamları kullanıyoruz.bu da ayrı birşey.