- film.com.tr
- Arşiv (2011)
- Contagion (film)
- Yapım Yılı
- 2011
- Gösterim Tarihi
- 21 Ekim 2011
- Süre
- 106dk
Oyuncular
- Yönetmen
- Steven Soderbergh
- Senarist
- Scott Z. Burns

Salgın
Contagion
Beth Emhoff, bir iş gezisinden döndüğünden iki gün sonra, ölür. Doktorlar kocasına bunun nedeni hakkında bir fikirleri olmadığını söylerler. Çok geçmeden, başkaları da aynı belirtileri göstermeye başlar. Yoğun öksürük ve ateş, ardından gelen nöbet, beyin kanaması ve ölüm. Bir günde gerçekleşen sayısız insan etkileşimiyle güçlenen salgın tüm ülkelere yayılır. Küresel bir salgın patlak verir.




denilebilecek herşeyi söylemişsin. fazla birşey diyemem. senaryoda çok fazla sorun var. dediğin gibi bazı konular hiç bağlanmamış.
hollywood'un senaryo sıkıntısına gelirsek kaç senedir bir krizdeler farkındayız. çok güzel film zor çıkıyor ama dizilere baktığımızda daha iyi şeyler çıkarıyorlar. biraz dizileri örnek alsalar keşke
Yıldızlar topluluklarından her zaman çok şey beklenir. Onlar da ayrı ayrı bekleneni veriyorlar. Bryan Cranston'u görmek de ayrı bir zevkti ayrıca. Kısa kısa geçecek olursam Contagion, anlatmak istediğini zayıf ama vurucu bir dille anlatmasını bilmiş. Bu yıl The Ides of March'dan sonra gelen 2. ortada favorim. Bir kaç yıl sonra kült olur, aynı The Ides of March'da düşündüğüm gibi. Ama öyle büyük beklentiler içerisinde olmayın, keza büyük hayal kırıklığı yaşarsınız. Kim olursanız olun.
7,5/10
yakın tarihte benzer bazı salgınlara bizlerde şahit olduk.. /kuş gribi/ domuz gribi/ vs. filmin genel anlamda bu mevzuya el atması fena fikir değil diye düşünüyorum ve yani her bakımdan çok sağlam bir gerilim de oluşturmuyor değil.
Contagion'a gelelim. İlk dikkatimi çeken filmin başrolünün olmaması. Evet, kadroda tv'nin ve sinemanın yıldız isimleri mevcut ama senarist şunu düşünmemiş: Damon'a daha fazla rol vereyim, Law'u salla, ona hiç rol vermeyeyim... Bu tür filmlerde kadro göz doldursa da önplanda olan kurgu ve senaryo oluyor. Dolayısıyla bu filmden Oscarlık performanslar beklememek gerek. Ekşi Sözlük'ten bir ahmak "Damon'ın çok kötü oynadığı fragmandan belli oluyor" diye yazmış. 1) İyi oynamış 2) Oyunculuk çok önemli değil filmde. Dolayısıyla kötü oynasa bile bana göre sorun olmazdı. Cotillard'ı tekrardan bir filmde daha çok az görüyoruz. Hollywood'a geçti geçeli bir türlü kendisine "esas kadın" rolü gelmedi. Neyse ki hala ülkesinde filmler çekiyor. Kate Winslet'ı bu kadar az göreceğimi tahmin etmezdim. Laurence Fishburne'ü bu kadar fazla izleyeceğimi de tahmin etmezdim. Gwy tahmin edileceği gibi filmin başlarında rahmetli oluyor. Her neyse... Sonuçta oyuncular önplanda değil. Cotillard 40 dakika görünmüyor filmde. Keza Damon da 20 dakikada bir göründüğü oluyor vs. Senaristi bu konuda tebrik etmek gerek. Nine'da da epey yıldız oyuncu vardı. Hepsine birer sahne verilince filmin draması çatırdıyordu. Burada kimseye torpil geçilmemiş.
Gelelim filme. Diğer virüs filmlerden farklı bir yerde duruyor. Aksiyona çok az yer verilmiş. Bu yüzden "salgın filmi, dolayısıyla çok heyecanlı olacak, bol aksiyon olacak" diye filmi izleyecekler bol bol sıkılacaklardır. Zira sinopsiste de belirtildiği gibi film salgını doktorların ve kısmen devletin ve bir kaç kişinin gözünden aktarıyor. Dolayısıyla bol bol tıbbi kelime mevcut filmde. Aksiyon çok az ve bu sahneler çok kısa süreliler. Ben filmi sevdim. Hayal kırıklığına uğramadım. Kastı için filmi izleyecekler de hayal kırıklığı yaşayabilirler, belirteyim. Ayrıca karakterlerin yolları pek kesişmiyor. Mesela Damon ile Winslet'ın ortak tek bir sahnesi mevcut. Jude Law, Damon, Cotillard hep kendi sahnelerinin başrolleri. Winslet ile Fishburne'ün ortak sahneleri mevcut, o kadar. Yani karakterlerin yolları kesiştirilmiyor.
Bol aksiyonlu virüs filmlerinden farklı bir yerde ama çok orijinal bir film değil. Belgeselimsi kurgusu yüzünden karakterlerin ruh tahlillerine de yer verilememiş. Yani salondan karakterlerle ilgili bir sürü sorarak çıkıyoruz. En azından ben çıktım. Kadın (Gwy), kocasını (Damon) aldattı mı (aldatmış deniliyor ama kanıt gösterilmiyor, bunu önemsemeyenler olabilir ama senarist kocasını aldatan bir kadın hastalanır ve dünyayı yıkımın eşiğine götürür'den yola çıkıp ahlaki bir tavır takınıyor), blog yazarı (Law) gerçeği açığa çıkarmak için neden bu kadar hevesli, Çinli (Han), ilacı aldıktan sonra çocuklara noldu, sağlık görevlisi (Winslet) onca kişi öldüğü halde neden bu kadar fedakar davranıyor vs vs vs. Karakterler atmosfer uğruna geçiştirilmiş ne yazık ki. Bu yüzden oyunculukların düşük olması (ki hepsi karakterleri inandırıcı kılabilmek için çabalıyorlar ve bana göre başarılı olmuşlar) normal. Sonuçta karakter tahliline gidildiğinde yukarıdaki gibi onca soru çıkacak ve cevapları bulunamayacak. Vasatın biraz üstünde bir film. Soderbergh'in "deneysel" işlerinden bir tanesi. Denemiş, az başarılı olmuş. Politikaya çok az değinmiş, ki hoşuma gitmedi. Keşke politik bir film yapsaydı. İlaç sektöründe bir sürü şerefsizlik dönüyor. Hele şerefsizlikler bu tür salgın dönemlerinde artarlar (domuz gribini hatırlayın. AKP'nin satın aldığı ilaç ellerinde kalmıştı. Zira ilacın etkisiz olduğu söyleniyordu, bu da Amerika'daki ilaç sektörlerinin bir oyunu olabilir. Dünyaya hastalığa karşı etkisiz ilaç satıp paraya para dememe, amaç budur). Ama Soderbergh bu film sayesinde bu şirketleri yerden yere vuracağına bunu bir iki cümleyle geçiştirmeyi uygun görmüş. Karakter filmi değil. Aksiyonlu salgın filmi değil. Eleştirel film değil. Politik film değil. Ortaya karışık, bu durum kaliteyi azaltıyor ve filmin vasatın biraz üstünde kalmasına neden oluyor. Gene de sevdim filmi. DVD'de izlediğimde sevmeye devam eder miyim, bilmiyorum ama defalarca kez izleyeceğim bir yapım değil ne yazık ki. En fazla üç, belki dört.
Filmden çıktıktan sonra elleri yıkama ihtiyacı duyulabilir. Zira kamera herkesin dokunduğu yerleri bol bol görüntülüyor. Mesela otobüslerin tutamakları, bardaklar, tokalaşma, asansör düğmeleri vs. bol bol görüntüleniyorlar. Son olarak yılın merakla beklediğim yapımı dediğim gibi sevmiş olsam da yılın iyilerinden kesinlikle değil. Soderbergh kariyerinin sonlarına yaklaşırken ondan daha kaliteli filmler bekliyoruz. Hatta çok sağlam bir filmle bitirsin kariyerini. Umarım öyle olur.
Contagion'ın kadrosu da ilgi çekici. Kamera arkasında gene usta bir yönetmen mevcut. Senarist de Hollywood'un zeki ve yeni senaristlerinden Scott Z. Burns. Konu klişe. Umarım diğer yüzlerce virüs filmine benzemez. Ayrıca umarım oyunculara verilen süreler orantılıdır ama sanmıyorum öyle olacağını. Mesela Gwyneth'i çok az göreceğiz filmde. Bu tür bol yıldızlı filmlerin en büyük handikapı bu. Bazıları az görünürken, bazıları çok görünür. Hepsi eşit göründüğündeyse film vasatlaşıyor. Gerçi The Departed'ta bu sorun olmamıştı.
24 Ekim'de nasıl bir salgın filmi olduğunu göreceğiz. Soderbergh: "Herhalde stüdyolar artık bana sadece bir kaç film çektirecekler". Umarım ortaya vasat üstü bir film çıkarmıştır da onu emekli etmezler.
Matt Damon, Jude Law, Marion Cotillard, John Hawkes, Laurence Fishburne, Gwyneth Paltrow, Bryan Cranston, The Dark Knight'ın Çinlisi Chin Han. Kadro çok geniş. Bu kadar yıldız oyuncu olmamalı bir filmde. Hayal kırıklığına uğratırsa bu düşüncem bende kesinleşecek.