- film.com.tr
- Arşiv (2009)
- Sherlock Holmes (film)
- Yapım Yılı
- 2009
- Gösterim Tarihi
- 15 Ocak 2010
- Süre
- 128dk
Oyuncular
-
Robert Downey Jr.
- Sherlock Holmes
-
Jude Law
- Dr. Watson
- Rachel McAdams
- Irene Adler
- Mark Strong
- Lord Blackwood
- Kelly Reilly
- Mary Morstan
- Eddie Marsan
- Müfettiş Lestrade
- James Fox
- Sir Thomas
- Hans Matheson
- Lord Coward
- Geraldine James
- Mrs. Hudson
- William Hope
- John Standish
- Yönetmen
- Guy Ritchie
- Senarist
- Michael Robert Johnson
- Anthony Peckham
- Müzik
- Hans Zimmer
- Yapımcı
- Susan Downey
- Görüntü Yönetmeni
- Philippe Rousselot

Sherlock Holmes
Arthur Conan Doyle'un dünyaca ünlü karakteri Sherlock Holmes'un dinamik yeni uyarlamasında Holmes ve cesur ortağı Watson en son maceralarına atılıyorlar. Dövüş tekniklerini, efsanevi zekası gibi silah olarak kullanan Holmes, bu macerasında ülkesini yok edebilecek ölümcül bir komployu aydınlatmak için yeni bir düşman ile savaşıyor.





Filmin çekildiği mekanların orijinalliği izleyeni etkiliyor. Köstümler fena değil. Senaryoya gelince, bildiğimiz İngiliz Sherlock Holmes karakteri filmde biraz değişmiş. İngiliz gibi değil sanki. Holmes’u izlerken akla ilk olarak İngiliz oyuncu Hugh Laurie’nin House’u, daha sonra The Mentalist dizisindeki Simon Baker’ın Patrick Jane’i geliyor. Holmes tıpkı bu karakterler gibi baktığı, gördüğü, kokladığı hatta duyduğu ve tadına baktığı şeylerden her türlü sonuca varabiliyor. Bu da filmin tek beğendiğim tarafı.
Filmde aksiyon adına yeterince sahne var. Özellikle fabrikanın patladığı sahneyi çok beğendim. Yalnız komedi adına bir şey bulamadığımız kesin. Sadece bir espiri var güldüren. Keşke 5-6 tane daha olsaymış. Elbette komedi filmi değil. Ancak filmi izlerken böyle bir beklenti içine girdim diyebilirim.
Senaryoyu yazanlar keşke Holmes’un kafasından geçenlerin bir kısmını da izleyene hafifçe çıtlatsa idi. Holmes’un aslında olan biten her şeyden haberi olduğu fikri hiç hoş değil. Izleyenler aptal yerine konuluyor gibi.
Jude Law pasif bir yardımcı karakter olan Dr. Watson karakterini canlandırırken oyunculuğunu pek fazla ortaya çıkarmıyor. İdare ediyor. Aslında Londra doğumlu olan oyuncudan İngiliz değil de Amerikalı olduğu izlenimini aldım filmde. Keşke Dr. Watson’u klasik bir ingiliz beyefendisi gibi canlandırsaydı. Sanki daha hoş olurdu.
Filmi beğendiğimi söyleyemem. A.B.D.’de Avatar’In ardından en çok izlenen film ünvanına sahip filmden daha çok şey bekliyordum. Nacizane filme verebileceğim en yüksek not 6,5'tur.
Ayrıca Guy Ritchie yine filme mükemmel bir giriş yapmış,Guy Ritchie nin en sevdiğim özelliklerinden biri de giriş bölümüne önem vermesi.RocknRolla dan bile iyi bir giriş olmuş.
Film bazı yerlerde duraganlaşıyor. Komedisi çok değil ve pek de etkili değil. Aksiyon sahnelerini sevdim. Bilgisayarla da olsa dönem çok çok iyi yansıtılmış. Ha okuduğumuz ile gördüğümüz Holmes arasında farklar vardı tabi. Biri edebiyat diğeri sinema. Gene iyi yansıtıldığını düşünüyorum Holmes'un.
Bu film için ciddi bir kararsızlık içindeyim. Nedenini çözemedim. Halbuki sevmem için o kadar çok meziyete sahip ki! Bir kere Guy Ritchie'nin hareketli kamera kullanımını hep sevmişimdir. Bolca zoom in zoom out, bolca kesme ve sürekli kayan bir kamera... Yani görsel dinamizm had safhada. İkincisi, filmin oyuncu kadrosu çok zengin; Jude Law ve Rachel McAdams beğendiğim oyuncular olmakla birlikte Downey Jr.'ın yeteneğine de hep gıpta etmişimdir. Yan rolerdeki başarısının bu filmde kat kat üstüne çıkan Mark Strong'u da unutmamak lazım. Üçüncüsü, film atmosfer oluşturmak denen şeyi çok iyi yapıyor ve bahsi geçen dönemi çok iyi yansıtıyor. Adeta 1900'lü yılların İngiltere'sindeydim. Dördüncüsü ve benim için en önemlisi, filmin iki dövüş sahnesinde ve limandaki patlama sahnesinde sergilediği slowmotion çekim tekniğinin ve kurgu başarısının hissettirdiği görsel lezzetti. Kendi adıma çok keyifli sekanslardı diyebilirm. Özellikle dövüş sahnelerinde Holmes'un önce yapacaklarını nedenleriyle anlatması ve bunun slowmotion bir teknikle görselleştirilmesi çok hoştu. Ancak... Evet, ancak nedenini kavrayamadığım bir şekilde filmin kimi yerinde çok sıkıldım, filmin çok geveze olduğunu düşündüm, yoruldum... Diyalogların hızlı ve görsel açıdan bol kesmeli bir şekilde ekrana yansıyışı beni çok zorladı. Belki ben yorgundum, bilemiyorum. Karakterlerin diyaloglarının çok dengeli olması gerekir, sarkma olmamalı diye düşünüyorum. Bunun yolu da karakterleri çok konuşturmamaktan geçer kimi zaman. Sanki filmde bunun ayarı kaçmış gibi. En nihayetinde, filmin sonuna doğru içimde uyanan his, filmin gereğinden fazla uzun olduğu yönündeydi. Yukarıda saydığım tüm olumlu özelliklere rağmen bir bütün olarak filmin beni tatmin etmediğini belirtmeliyim. Sanırım bunun cevabı, biraz da filmden ne beklediğinizle alakalı. Tekrar seyreder miyim, bilmiyorum. Bir filmi benim için iyi yapan biraz da bu; seyretmeye ne kadar doyamadığım! Galiba bu filme çabuk doydum... (6/10).