? Beni Hatırla

Bir Zamanlar Amerika (Once Upon A Time In America)

Tuba Parlak 22.09.2007

Once Upon A Time In America

Sergio Leone'nin Türkçe'ye Bir Zamanlar Amerika adıyla kazandırılmış filminin adının peri masallarının anlatımında kullanılan ve Türkçe'de "bir varmış, bir yokmuş" kalıbıyla karşılık bulan "once upon a time" kalıbından gelmesi önemli bir detaydır. Once upon a time kalıbı tıpkı "bir varmış, bir yokmuş"ta olduğu gibi, masala "çok eskiden ama tam ne zaman olduğu belli olmayan bir zamanda" anlamı katmaktadır. Filmin adında bu atfın yapılması izleyiciye masalsı bir anlatıyla karşı karşıya olduğu ön kanısını vermeye yöneliktir.

Ancak masallarda tam ismiyle belirtilmeyen ve "bir ülke varmış" ya da "bir krallık varmış" gibi ifade edilen yer adı kuralı Bir Zamanlar Amerika filminde yıkılmakta ve gerçek bir ülke adının başlıkta geçmesiyle beraber masalsı ton kasti olarak bozulmaktadır. Bu sayede izleyicinin hem masal gibi hem de gerçek gibi bir olayın anlatılacağını var sayması sağlanmaktadır ve izleyici filmi bitirdiğinde elinde kalan acı gerçeklerle bir arada olan masalsı duygusallığın arasında öyle bir kalakalmaktadır ki, bu da filmin hemen her izleyicinin gözünde kazandığı büyük saygınlık ve hayranlığın ardındaki sebeplerden biridir.

Once Upon A Time In America

Film, çocukluktan beri arkadaş olan ve bu arkadaşlığın seyrinde suça karışan, Max, Patsy, Cockeye ve Noodles isimli karakterlerin Büyük Buhran dönemi Amerika'sının soyo-ekonomik koşullarıyla yoğurulmuş inişli-çıkışlı hayatlarını ve hayatlarına hükmeden dostluklarını, zaaflarını, aşklarını, ve hırslarını konu alıyor. Güçlü olan hayatta kalır prensibinin insan yaşamına bir zamanlar ve Amerika'da nasıl hükmettiği anlatılırken, izleyiciye, hayatta kalmak için gereken gücün ne tür bir güç olması gerektiğiyle ilgili mesaj masal üslubunun dolaylılığı ve yumuşaklığıyla, ve didaktik olmaktan hassasiyetle kaçınarak veriliyor.

BİR ZAMANLAR AMERİKA'DA?

Once Upon A Time In America

Masalsı anlatının tam olarak belirtilmeyen zaman detayına filmin adında yer vererek, filmde gerçek zaman dışında gerçekleşen bir olaylar bütünüyle karşı karşıya olduğumuz hissi verilirken, film boyunca anlatılan olayların bir kısmının gerçekleştiği zamanın son derece net detaylarla verilmesi anlamlı bir karşıtlık oluşturuyor. Bu karşıtlığının dikkatleri çekmeye çalıştığı şey ise yine masalsı olanın iyiliğiyle gerçekçi olan zalimliği arasındaki ikilem duygusudur.

Filmdeki Max, Patsy, ve Cockeye karakterlerinin mezarlarındaki doğum ve ölüm tarihlerine odaklanarak çekilen karelerde, bu karakterlerin 1900'lerin başlarında doğup, 1933'te vefat ettiklerini öğreniyoruz. Karakterler, Amerikan Tarihinde Kuşaklar başlığı altında William Strauss and Neil Howe tarafından doğum yıllarına göre kuşakların kendilerini karakterize eden başlıklarla gruplara ayrıldığı listede G.I Kuşak'ın doğum aralığına tekabül eden 1901-24 arası tarihlerde doğmuşlardır. Kuşağa verilen addaki G.I kısaltması Amerikan ordusu ve savaş siyasetiyle ilgili çoklu göndermeleri olan bir sözcük. Başka kaynaklara göre iki savaş arası kuşağı anlamına gelen, Interbellum Kuşağı olarak adlandırılan, doğum tarihleri 1900-10 olarak belirtilen kuşağa dahil olan bu karakterler, her halükarda savaş ile tanımlanan bir kuşağın temsilcileridir. İlginç olan, savaşla karakterize edilmiş bir kuşak olmalarına rağmen 1900-1910 arası doğan kısmının büyük kısmının Birinci Dünya Savaşı zamanında savaşamayacak kadar çocuk, İkinci Dünya Savaşında ise savaşması tercih edilmeyecek kadar yaşlı olmalarından dolayı savaşa aktif olarak katılmamış olmasıdır.

Once Upon A Time In America

Amerikan tarihinde Gürleyen Yirmiler ve gürlemenin dinmesine yakın patlak veren Büyük Buhran (1929) ve Roosevelt'in bu dönemi sonlandırma girişimiyle 1933 yılında başlattığı Yeni Düzen (New Deal) girişimi ile seyri değişen Amerikan Rüyası'nın ekseninde yaşayan bir kuşağın, siyaset, sermaye ve suç düzleminde anlamlanan hayatlarının bir anlatısı Bir Zamanlar Amerika. Ve film bu dönemin evladı olan bir grup gencin tüm bu dönemi kapsayan, tam tarihi son derece belli olan Alkol Yasağı (1920-33) döneminde içki kaçakçılığı yoluyla suç dünyasına çekilişinin gerçekçi bir öyküsü. Bir suçlu olarak 1933 yılında sahte bir ölümle ölen Max'in, Yeni Düzen'le beraber Bakan Bailey olarak yeni bir hayata başlaması da sembolik düzlemde bu dönem Amerikasının siyasi düzenine yöneltilen en sert eleştirilerden biri belki de?

Bir taraftan sosyo-ekonomik ve siyasi koşulların tekinsizliğinin paralize ettiği insan ilişkileri ve kimsenin kimseye güvenip kendini teslim edemeyeceği insan usulü bir vahşi hayatın zalim gerçekliğiyle, İngilizce karşılığında depresyon sözcüğünün kullanıldığı Büyük Buhran dönemi Amerikasından bahsediliyor. Diğer tarafta ise, Yasak'a rağmen kapalı kapılar ardında ve jazz eşliğinde yaşanan, masallardaki saraylara has bir gösteriş ve bolluğun anlatısıyla Gürleyen Yirmiler ve Amerikan Rüyası'nın sarhoşluğu resmediliyor. Birbirine gece ve gündüz gibi zıt olan gerçeklerin yanyanalığını en iyi sembolize eden detay ise film boyunca birden çok sahnede fon müziği olarak yer verilen Night and Day adlı jazz şarkısı.

KİMLİĞİ BELİRLENMEMİŞ BİR SON

Karakterlerin arasındaki ortak yaşanmışlıkların çocukluktan yaşlılığa, hatta bazılarının erken bazılarınınsa çok erken gerçekleşen ölümüne kadar anlatıldığı hikayede, karakterlerin hep o çocukluklarındaki gibi kalan tarafları, bunlardan kurtulamayışları ve kurtulmak istemeyişleri, ve çocukluklarıyla girdikleri hesaplaşma o dönemin anılarına geri dönüşlerle kurulan anlatıyla vurgulanıyor.

Once Upon A Time In America

Filmde gözden kaçabilecek en önemli detaylardan biri de Noodles'ın yaşlanıp geri döndükten sonra kasadaki valizi açtığında, biz içinde para bulamadığı için kaşlarını çattığını zannederken valizden dikkat çekilmeden aldığı bakır kaplama köstekli saat için, kasa anahtarını Moe'ya verdiğinde ve Moe ile arasında parayı bulamamış olması hakkında geçen birkaç cümleden sonra, kendisi için önemli olan şeyi aldığını söylemesi. Bunu, filmin sonuna doğru Mr. Bailey ve Noodles'ın karşılaştığı ve Mr. Bailey'nin köstekli saatine bakıp fazla zamanı kalmadığını söylediği anda Noodles'ın gözünden bakan kameranın Mr. Bailey'nin gümüş kaplama ve işlemeli köstekli saatine uzun süre yakın plan odaklandığı karelerle kıyaslamadan iki karakter arasında ilk karşılaşma anlarından beri çizilen zıtlığın, Max'in David'e yaptıklarının arkasındaki motivasyonun ne olduğunun ve Noodles'ın neden herkesin aynı olaylara dair darklı hikayeleri olduğunu anlatan bir konuşma yaparak Mr.Bailey'nin haketmesine rağmen onu öldürmeden ordan ayrıldığının anlaşılması mümkün değil.

Sona iyice yaklaşıldığında, Mr.Bailey'nin yanından çıkan Noodles'ın önünden geçen çim öğütücü kamyonu izlediği sahnede, spiral bir mekanizmada işleyen orakların öğüttüğü çimlere bakıp dalması ve kamyonun arka ışıklarının kaybolduğu yerden ona doğru ilerleyen spor araba içinde eğlenen gençlerin coşkusu ve arabadan yere atılıp kırılan içki şişesi, yoğun bir sembolizm kullanılarak zamanın öğüttüğü yaşamlar ve yaşamın öğüttüğü insanlarla, birileri geçip giderken, arkadan gelenlerin aynı öğütücü mekanizmanın içinde olduklarından bihaber, kendilerinden öncekilerin hayal edip sahip olamadığı özgürlükleri savurup atarcasına hayatın keyfini çıkarır halleri arasındaki yürek burkan tezadı içlere işliyor.

Once Upon A Time In America

Bu sahnenin ardından, arkadaşlarının ölümünden sonra Çin Tiyatrosu'nda kendini uyuşturucuya teslim ettiği günün anısına dönen Noodles filmin son karesi olarak donacak sahnede kendisini acılar içinde sayıklarken değil, mağrur ve içten bir gülümsemeyle hatırlıyor artık. Bu iki ardışık sahne dolayısıyla kimliği belirlenmemiş, yani mutlu son mu değil mi net olarak ayrıştırılamayan ve galiba her ikisini de biraz barındıran bir sonla veda ediyor film. Masalların mutlu sonlarını hatırlatacak şekilde iyi tatmine kavuşurken kötünün acı içinde terkedildiği, ama aynı zamanda öğütülen çimlerin yansıttığı parçalanmışlık ve yok olmuşluk duygusu ile Çin Tiyatrosu'nun kasvetli ortamının yarattığı kapana kısılmışlık hissinin gırtlakta düğümlendiği acı bir son.

Yorumlar

Yorum Yaz
harika bi robert de niro filmi daha.uzunluğu bi süre sonra  insanı sıksada mafya filmlerine duyulan hayranlık rahatlıkça bastırıyo bu sıkılganlığı.bu filmide izledikten sonra içimde bi sıkıntı oldu neden derseniz bu derece kaliteli izlemediğim başka mafya filmi kalmadı artık eskileri tekrar tekrar izliyorum umarım 2012 yaklaştığımız şu dönemde sağlam mafya filmleri izleriz.hiç umudum yok ama ne denebilirki umarım..
0 Oy
The Godfather'dan iyi değil. Ama bırakın demagojiyi derseniz, olağanüstüdür.
0 Oy
Filmi yeni bitirdim, üstüne bu yazı gerçekten çok iyi gitti. Bu film yine bir Leone klasiği "Il Buono, il Brutto, il Cattivo" ile izlediğim en iyi filmdir.
0 Oy
bir zamanlar askerdik daha güzel:D
0 Oy
godfather...
-3 Oy
Mafyamı? Yoksa Erotizm mi? çok karıştırdım.Berbat bir filmdi.Hiç tavsiye etmiyorum.Birde tutup mafya türünün en iyisi diyorlar, film tam anlamıyla bir kepaze!
-6 Oy
çok kişi vardır sinema tarihinin en iyi filmleri listelerinde Godfather'ın üstünde birinci sırada bu filme yer veren...
-2 Oy
sürükleyici bi film duymuştum ;)
-2 Oy

Ad Soyad :
Email :
Ziyaretçi
x

Film.Com.Tr Kayıt

Yorumlarda sadece rumuzum gözüksün.
x

Şifremi Unuttum