- film.com.tr
- Eleştiriler
- The Descent: Part 2
- Yapım Yılı
- 2009
- Gösterim Tarihi
- 9 Nisan 2010
Oyuncular
- Shauna Macdonald
- Sarah
- Krysten Cummings
- Rios
- Natalie Jackson Mendoza
- Juno
- Gavan O'Herlihy
- Vaines
- Joshua Dallas
- Greg
- Anna Skellern
- Cath
- Douglas Hodge
- Dan
- Nora-Jane Noone
- Holly
- MyAnna Buring
- Sam
- Alex Reid
- Beth
- Yönetmen
- John Harris
- Senarist
- J. Blakeson
- James McCarthy
- Müzik
- David Julyan
- Yapımcı
- Christian Colson
- Görüntü Yönetmeni
- Sam McCurdy

Cehenneme İki Adım
The Descent: Part 2
Cehenneme Bir Adım Daha
Zeynep Özen 11 Nisan 2010
Aslında böyle olacağını bilmeliydik. Tadında bırakamamanın sonuçlarının neler olacağını az çok tahmin ediyorduk. Özgün bir fikrin nasıl çar çur edileceğini hissediyorduk, ama bu kadar kötüsünü bekliyor muyduk? Hayır.
Neil Marshall'ın yüzeyde bir yaratık hikayesi anlatırken, insan doğasındaki iktidar güdüsünü kadınlar arası ilişkiler bazında masaya yatırdığı The Descent, bir kez daha bizi aynı mağaraya sokma gayretinde. Cehennem çukuruna ineceğimiz yerin bu kez adresi de belli: Amerika'nın kuzeyindeki Appalaş Dağları'ndaki bir ormanda geçen hikaye, ilk filmi izleyenler için soru işaretleri uyandırıyor. İngiltere'de geçen ilk filmdeki karakterler, bir anda ABD'ye taşınıyor. Bu öylesine mucizevi (!) bir mağara sistemi ki, İngiltere'de girip ABD'de çıkabiliyorsun. Dahası kimsenin bilmediği söylenen bu mağaraları, bölgedeki ekipler iki gün içinde keşfediyorlar.
Adres gösterme konusundaki bu gereksiz ısrarın aslında filmin niyeti ile gayet uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. The Descent 2, ilk filmle arasına keskin ayrımlar koyuyor. Serinin ikinci ayağı bağımsız bir gerilim filminden ziyade, Alexandre Aja tarzı bir korku yapımı gibi duruyor. Hem içerik hem de biçim açısından ilk filmle ilgisi olmayan bu taze yapım, 15 yaş grubunu hedefleyen anlatı stratejisi ile derinlikten yoksun, yüzeysel bir gençlik korku filmi görünümünde. Bu açıdan yaklaşıldığında, The Descent 2’nin buram buram ticaret kokan bir girişim olduğunu görmek mümkün. İlk filmin tekinsizliği, ikircikliği ve bunu sağlayan metaforik dili, ikincisinde sıfıra indiriliyor ve basit bir yaratık filmi ile karşı karşıya kalıyoruz. Senarist aynı kalsa da, ikinci film mevcut karakterlerin içini boşaltmaktan neredeyse zevk alıyor. Sarah'ın dengesiz ve mazoşist ruh halini nasıl bir motivasyona borçluyuz; anlamak olanak dahilinde değil. Bir bakıma The Descent 2, ilkinden apayrı bir film olduğunu duyurarak, orijinal hikayeyi bilmeyen yeni izleyicilere sesleniyor.
Toplumsal cinsiyet temelli feminist okumalara imkan veren ilk filmin altmetni, elbette ikincisinde çok daha zayıf. Kadınlar arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan ego savaşının daha temelde aile noktasına dayanması, yeraltı yaratıklarının (çoğu zaman olduğu gibi) baskı altına alınmış, yaşamını mağara gibi derin ve karanlık alanlarda sürdürmeye devam eden tutucu ilkel erkeklikle olan bağlantıları yeni filmde tersi istikamette ilerliyor. The Descent'ta aile bağlarından yoksun bırakılmış Sarah'ın mücadelesini ve onun kurtuluşunu izlerken, yeni filmin altmetni ilkini çürütüyor ve ailenin idame ettirilmesi temasını öne çıkarıyor. O mağaradan çıkacak olan karakter daha en başından belli.
Orijinal hikayenin olabildiğince gerçek mekanları kullanması ile sağlanan inandırıcılık da The Descent 2'de mevcut değil. İlk bir kaç dakikanın ardından mağaraya inişle birlikte, aslında hayli boğucu bir stüdyo ortamına giriyoruz. Cehenneme adım atmak yerine, kendisini hayli ele veren dar ve karanlık mekanlara sıkışıp kalıyoruz. Mekanın bu tarz kullanımı ile sağlanmaya çalışılan klostrofobi efekti, ne yazık ki amatör işi duruyor. Yavaş yavaş tırmanan bir gerilimdense, izleyiciyi bir anda boğucu atmosferine hapseden The Descent 2, kaldığı kısır alanda başka hikayeler yaratma gereğini duyuyor. Ama bunun da işe yaradığını söylenemez, hatta filmin yaptığı kimi sürprizler aksak giden ritmi daha da bozuyor.
İlk filmde altı kadının girdiği mağarada yaşadıkları gerçek miydi, ondan bile emin değildik. O yaratıkların toplu halde yaşanan bir panik salgınının ve bilinçaltında yatan korkuların kolektif patlamasının sonuçları olup olmadığından kuşku duyuyorduk. Sarah'ın başından süzülen kanlarla Carrie'ye dönüştüğü ikinci filmde ise yönetmen John Haris, her soruya bir cevap veriyor. Elbette yeni sorular ortaya atmak kaydıyla; yeni izleyicisine üçüncü filme hazır olun diyor.




